Mar 27

Dengeli
ve yeterli beslenmeden kastınız nedir?

Doğanın bize sunduğu her şeyi yiyeceğiz. İster kilo denetiminde olsun, ister
kaliteli yaşamda olsun “asla şunlar olmayacak, bunlar olmayacak” gibi
yanlışlıklar yapmayacağız. Üç ana öğünü asla atlamayacağız. Ne kadar sık
yersek, ne kadar şeker düşmesini engelleyebilirsek o kadar iyi. Organizmamız,
genetik şifremiz buna göre ayarlanmış. Kimse bunu değiştirme lüksüne sahip
değil. Yedikten 2.5 saat sonra vücudun ihtiyacı olan doğru besini içeri
sokmadıysak, şeker düşmesinden kaynaklanacak kilo artışı ve sağlık
bozukluklarına karşı kapımızı ardına kadar açmış oluruz. Burada önemli olan
daha az yağlı ürünleri tercih etmemiz. Doymuş veya doymamış yağlar var.
Gözümüzle görmediğimiz yağlar var. En azından gözümüzle gördüğümüz yağları
doğru tercih yapabilirsek, sınırı istediğimiz oranlarda koyabilirsek idealini
bulmuş oluruz. İkinci olay glisemi oranı düşük yiyecekleri, yani
karbonhidratları ön plana çıkarmamız gerekir. Glisemik şekeri düşük
karbonhidratlar var. Bir de şekeri az olan karbonhidratlar var. 19’ncu yüzyıla
baktığımız zaman pirincin kabuğu çıkarılmamıştı ve beyazlatılmamıştı. Un
beyazlatılmamıştı. 20’nci yüzyıla geldiğimiz zaman pirincin kabuğunu çıkardık,
unu beyazlattık. Doğasını bozduk. 20’nci yüzyılın sonralarına geldiğimiz zaman
obezite çığ gibi büyüdüğünde “biz niye böyle yaptık” diye hayıflanmaya
başladık. Besin öğelerinin doğallığını asla bozmamız gerekir. Şimdilerde
yeniden kepekli pirinç, esmer undan yapılmış ürünlere dönüş yaptık. 21’nci
yüzyılda en büyük tehlike şeker. Şeker 19’ncu yüzyılda sadece pancardan elde
ediliyordu. Fazla üretilmediği için ekonomik olarak iyi düzeydeki aileler
tarafından tüketiliyordu. Şeker ne zaman kamıştan elde edilmeye başladı,
ucuzladı, her eve girdi, şekerden kaynaklanan şişmanlık ve hastalıklar bizleri
tehdit etmeye başladı.

Kaynak: http://saglik.milliyet.com.tr/kaliteli-yasamin-dort-kurali-/saglikliyasam/altgalerihaber/02.09.2010/1284097/default.htm?PAGE=2

written by admin \\ tags: ,


Yorum yaz