Eyl 15

Kadinlaricin.net sitesinde Çocuklarda obezite nedenleri baslikli sayfadasiniz.Bu sayfada Çocuklarda obezite nedenleri ile ilgili yazi bulunmaktadir.

Çocukluktaki şişmanlık riskli

Çocukluk dönemindeki şişmanlığın, yetişkinlik döneminde kalp hastalıkları riskini artırdığı saptandı. Fransız bilim adamı Dr. Patrick Tounian ve arkadaşları tarafından yapılan araştırmanın, Lancet dergisinde yer alan raporunda, şişman çocukların anormal damar formuna sahip olduklarının anlaşıldığı belirtildi. Araştırmada 48 şişman, 27 normal kilolu çocuğa geniş çaplı damar testleri uygulandı. Damar testlerinde, damarların cidarları ve esneklikleri, damar cidarlarının fonksiyonları gibi, kalp hastalıkları ve inmeye yol açan faktörler gözönünde tutuldu.
Araştırma sonucunda, şişman çocukların damar sağlığı, normal kilolu çocuklara göre farklı bulundu. Çocukluk dönemindeki şişmanlığın, yetişkinlik döneminde kalp hastalıkları riskini artırdığı saptandı. Araştırmacılar, çocuklarda şişmanlığın yayılmasıyla birlikte kalp hastalıklarının ve bu hastalıklardan ölümlerin de arttığını açıkladı. Konuyla ilgili yorum yapan uzmanlar, çocuklardaki şişmanlığın aile yapısından da kaynaklandığını belirtti.

Ailelere tavsiyeler
Anne babalar çocuklarının tabaklarını fazla doldurmamalı. Büyük porsiyonlar, fazla kilolar olarak geri dönecektir. Evde abur cubur bulundurmayın. Az yağlı ve az şekerli yiyecekler satın alın. Televizyonun önünde değil, yemek masasında ya da mutfakta yemek yiyin. Çocuklarıyla birlikte anne babalarının da rejim yapması etkili oluyor. Rejim yapmak her zamanki gibi iyi bir çözüm. Bu rejimde çocuklara dondurma, çizburger ve kızartmalardan oluşan “kırmızı yiyecek”leri daha az yemeleri tavsiye ediliyor. Yağsız tavuk ve fırınlanmış patates gibi “sarı ışık yiyecek”lerin ihtiyatlı olarak yenmeleri tavsiye edilirken, havuç ve salata gibi lifli yiyeceklerden oluşan “yeşil ışık yiyecekleri” ise düzenli olarak yenebiliyor.

TÜRKİYE’de 9-17 yaş arası çocuklar üzerinde yapılan bir araştırma, obezite oranının erkeklerde yüzde 11.2, kızlarda ise yüzde 9.4 olduğunu ortaya koydu. Hacettepe Tıp Fakültesi’nin geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırma ise obezitenin sosyoekonomik düzeyi yüksek ailelerin çocuklarında daha yaygın görüldüğünü gösterdi. 14-18 yaş arası okul çocuklarında yapılan çalışmada, devlet okulunda öğrenci olanlarda şişmanlık oranının yüzde 14.8, özel okul öğrencilerinde ise yüzde 30.1 olduğu saptandı. Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Konsültan Uzmanı Prof. Dr. Murat Tuncer, şişmanlığın gelişmiş ülkelerde sosyoekonomik düzeyi düşük gruplarda, Türkiye gibi gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelerde ise sosyoekonomik düzeyi yüksek olanlarda daha sık görüldüğünü belirtti.

Şişmanlığın yetişkinler kadar çocuklar için de bir sorun olduğunu ABD’de konuyla ilgili ciddi araştırmalar yapıldığını anlatan Prof. Dr. Tuncer, şunları söylüyor:

‘‘ABD’de yılda 300 bin ölüm şişmanlıkla ilgili. Şişmanlıktan kaynaklanan sorunlar içen sarf ettikleri para ise yılda 100 milyar dolar. Kanserle şişmanlık direkt ilişkili. Şişmanlığın özellikle sindirim sistemiyle ilgili kanserlerle, meme kanserleriyle ilişkisi bulunuyor. Ayrıca şişmanlık, erişkin tipi diyabetin, kardiyovasküler hastalıkların, yüksek tansiyonun, solunum sistemi ve uyuma sorunlarının, hormonal bazı rahatsızlıkların, eklem hastalıklarının çok önemli bir nedeni.’’

10 yaşına kadar engelleyin

10 yaşına kadar obez olan çocukların yüzde 80’inin yaşamlarını yine obez olarak sürdürdüklerini söyleyen Prof. Dr. Tuncer, ‘‘Günde 4 saatten fazla zamanını televizyon ve elektronik oyunlarla geçiren çocuklarda obezite belirgin oranda artıyor’’ dedi.

Şişmanlık nedenleri

Fast-food tarzı ya da hazır yiyecekler

Hareketsizlik

TV ve bilgisayar karşısında geçirilen saatlerin artması

Reklamlardan etkilenerek tüketim alışkanlığının artması

Genetik faktörler

Sigaraya başlatıyor

ABD’de Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir araştırma, gençlerin ‘iştahımızı keser’ düşüncesiyle sigaraya başladığını gösterdi. Araştırmaya göre, genç kızların yüzde 17’si erkeklerin ise yüzde 15’i şişmanlık sorunları ve zayıflamak için sigaraya başlamış.

Türkiye nüfusunun % 20’si obez

KONGREYE katılan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD) Başkanı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürbüz Erdoğan dünya nüfusunun % 30’unun, Türkiye nüfusunun ise % 20’sinin obez olduğunu söyledi.

Prof. Erdoğan,şeker, kalp, yüksek tansiyon ve eklem hastalıklarının artık ilaç takviyeli rejimlerle tedavisini önerdiklerini belirtti.

Türkiye’de 25’i çocuk üzerine, 200 doktorun obezite tedavisi konusunda uzmanlaştığını belirten Prof. Erdoğan, annelere de çağrıda bulunarak, ‘‘Yanlış beslemeden kaçının. Obez (aşırı şişman) çocuklar yetiştirmeyin’’ dedi.

İngiltere’de yapılan bir araştırmada da, anne sütü ile beslenen çocuklarda, mama ile büyütülenlere oranla obezitenin % 30 daha az görüldüğü saptandı.

Obezite ya da bilinen adıyla şişmanlık, son yıllarda sadece bir estetik sorun olarak değil,

vücudun sistemlerini ciddi derecede bozan bir sağlık sorunu olarak değerlendiriliyor ve tedavi yolları aranıyor. Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Obezite Komitesi Başkanı Prof. Dr. Philip James, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi ‘Bugüne kadar farkedilmeyen en büyük sağlık sorunu’ ve ‘salgın hastalık’ diye nitelendirdiğini söylüyor.

Dünya’da 1 milyar, Avrupa’da 81 milyon ‘obez’ bulunduğunu belirten Prof. Dr. James, obezitenin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir sorun olduğunu belirtiyor.

Dünyada aşırı şişmanların oranı, açlık çeken insanların oranına eşit. Türkiye’de her 100 erkekten 13’ü, her yüz kadından da 30’u obez. Avrupa’da ise erkeklerin yüzde 17’si, kadınların ise yüzde 21’i obez. Uzmanların ortak hedefi ise obezleri ‘ideal kilolar’ına indirmekten çok, ilk etapta yüzde 5-10 kilo kaybettirmek ve en az 2 yıl bu kiloyu korumalarını sağlamak. Çünkü yüzde 5’lik kilo kaybı bile, aşırı kilolardan kaynaklanan sağlık sorunlarının kontrolünü sağlamaya yetiyor.

Roma’da yapılan ‘Kilo Kontrolünde Sibutramine’nin Rolü’ konulu 2 günlük toplantıda, 26 ülkeden gelen 400’ü üzerinde uzman, obezite tedavisinde ilaç, diyet ve egzersizin rolünü tartıştı. Toplantıyı yöneten Prof. Dr. Philip James, 15 Ekim 2000’de Kopenhag’da biraraya gelen, obeziteyle ilgili 15 ayrı kuruluşun hastalığa karşı bir protokol imzaladıklarını ve bir ‘pandemi’ yani ‘salgın hastalık’ olduğunu kabul ettiklerini söyledi.

KİLO YAVAŞ VERİLMELİ

Obezitenin ilaçla tedavisinde daha yolun çok başında olduklarını belirten Prof. Dr. James, ‘‘Şu anda büyük firmalar yeni ilaçlar geliştirmek için büyük yatırımlar yapıyorlar. Önümüzdeki 5-15 yıl içinde bu konuda 5-6 ilaç daha olacak. Belki de obezitenin tipine göre ilaç seçimi yapabileceğiz’’ diyor. İdeal zayıflama ilacının uzun dönemde kilo kaybının yanısıra kilo korunmasını da sağlaması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. James, hekim gözüyle bakıldığında, idealinin 2-5 yıllık bir tedaviden sonra hastanın ilaçsız da kilolarıyla mücadele edebilecek beslenme alışkanlığı ve beyin kontrol sistemine kavuşması olduğunu söylüyor.

Prof. Dr. Michael Lean’e göre ise, obezite çocuklarda kendine güvensizlik ve psikolojik sorunlara, ileri yaştakilerde özellikle kalp ve damar hastalıkları ve diyabete neden oluyor. Şişmanlık tedavisinde sadece ilacın yetmediğini, diyet ve egzersizin şart olduğunu belirten Prof. Dr. Lean, ‘‘Kilo kaybındaki hedefimiz, yüzde 5-10 kilodur. Tedavinin devamında amaç, 1 yıl içinde verilen kiloların geri alınmamasının sağlanması (en fazla 2 kilo geri alınabilir)’’ diyor.

EGZERSİZ ŞART

Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Arslan, obezitenin yan etkileri nedeniyle yaşam süresini ve kalitesini düşürdüğünü söylüyor.

İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Orhan, Türkiye’de şişmanlığın kadınlarda özellikle yaş ilerledikçe arttığını belirterek şunları söylüyor: ‘‘Fiziksel aktivite azlığı, boş zamanların daha çok yemekli toplantılarla değerlendirilmesi, gebelik sırasında kilo almamaya dikkat edilmemesi, doğumdan sonra da verilmeye çalışılmaması kadınlarda şişmanlığa yol açıyor.’’ Prof. Dr. Orhan’a göre, zayıflatma tedavisinde sadece egzersiz ve diyetle istedikleri sonucu alamıyorlar. ‘‘İkisi de kolay değil. Kamu kurumlarında özellikle hastalara egzersiz öğreten yeterli sayıda personelimiz yok. Obezlerin tedaviye uyumu önemli bir sorun. Yüzde 100 uygulanan diyet şüphesiz başarılı olacaktır. ‘Bu yaz bikini giyeyim, sonrası Allah Kerim’ anlayışıyla kilo verilemez’’. Prof. Dr. Orhan, uzmanlara başvurmadan yapılan diyetlerin sakıncalı olduğunu belirterek, diyetler kişiye özel olması gerektiğini söylüyor.

ELMA TİPİ DAHA RİSKLİ

İstanbul Tıp Fakültesi Endokrinoloji Metabolizma Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Neşe Özbey’e göre, vücuttaki yağ miktarı kadar, yağın vücuttaki dağılımı da önemli. Yağın karın bölgesinde toplandığı kişilere ‘elma tipi’, kalça ve uyluk bölgelerinde toplananlara ise ‘armut tipi’ deniliyor. Doç. Dr. Özbey, ‘‘Elma tipi şişmanlarda risk daha fazla.’’ diyor. ‘‘Oldukça karışık metabolik faktörler işin içine giriyor. Pankreastan salgılanan insülin hormonu ve bununla birlikte olan bir takım metabolik tablolar bu risk artışından sorumlu. Karın bölgesinde yağlanma olanlarda tansiyon, diyabet gelişme sıklığı, damar sertliğine bağlı kalp ve damar hastalıkları gelişme riski daha yüksek.’’ Vücut kitle indeksinin yanısıra bel çevresinin ölçülmesi gerektiğini de anlatan Doç. Dr. Özbey, kadınlarda bel genişliğinin 80 santimetre, erkeklerde 94 santimetreyi geçmesinin şişmanlık anlamına geldiğini söylüyor. Ayrıca kadınlarda bel çevresinin 88 santimetre, erkeklerde ise 102 santimetreyi geçmesi ise abdominal (karın bölgesi-elma tipi) obezitenin göstergesi.

3-6 aylık diyetlerin hastalıkla mücadelede yetmediğini belirten Doç. Dr. Özbey, ‘‘Hastaları ikna etmemiz gereken, ‘ideal kilo’ya inmek değil, ilk etapta ağırlığının yüzde 5-10’unu kaybetmeleri. İdeal ölçülere indirecek reçete vermek yerine, yaşam şeklini değiştirmek ya da başka şekilde kilo vermek önerilmeli. Bunu yapmanın en iyi yolu da egzersize alıştırmak ve davranış değişikliklerinin ömür boyu sürmesi için hastayı ikna etmek. diyor.

Obeziteyle gelen sağlık sorunları

Kalp hastalığı, damar sertliği, kan yağları yüksekliği Safra kesesi taşı Gut hastalıkları riski Tansiyon yüksekliği Diyabete eğilim Kadınlarda meme, rahim kanseri riski Erkeklerde prostat ve bağırsak kanserleri riski

Doktor kontrolünde kullanılacak iki ilaç

SİBUTRAMİNE

Santral (beyin) sistemi üzerinde etkili

Beyinde toklukla ilgili merkezi uyarıyor, tokluk hissi yaratıyor

Bazal metabolizma hızını azaltıyor

Günde tek doz alınarak, 2 yıl kullanılması öneriliyor

Ağız kuruluğu, terleme, kabızlık, kan basıncında az da olsa artış gibi yan etkileri bulunuyor.

ORLİSTAT

Bağırsaklar üzerinde etkili

Alınan gıdalardaki yağın yüzde 30’unun atılmasını sağlıyor

Günde 3 doz, 2 yıl alınması öneriliyor

İshal, dışkıyı tutamama, yağda eriyen A,D,E,K gibi vitaminlerin dışarıdan alınması gerekebiliyor.

Kilolu musunuz, obez mi?

Kilogram olarak ağırlığın metre olarak boyun karesine bölünmesi vücut kitle indeksini verir. Vücut kitle indeksi 18.5 altında olanlar zayıf, 18.5-24.9 arasında olanlar normal (sağlıklı), 25-29.0 olanlar fazla kilolu, 30-39.9 arasında olanlar obez (şişman), 40’ın üzerindekiler ise aşırı şişman.

Çocuk yaşta yetişkin hastalığı

Bugünün obez çocuklarının yüzde 80’i geleceğin şişman yetişkinleridir. Obez çocuk ve gençlerin, yetişkinlikte pek çok sağlık sorunu ile karşılaşacağından kuşku duymamalısınız. Normalde 40-50 yaş sonrasında ortaya çıkan ve bu nedenle de ‘yetişkin tipi şeker hastalığı’ adı ile tanımlanan Tip 2 Diyabet’in obez çocuklarda 15-16 yaşlarında bile ortaya çıkabileceğini bilmelisiniz. Son yıllarda bu orta yaş hastalığının 10-12 yaş grubundaki çocuklarda bile görülmeye başlaması üzücü, ama önemli bir alarm işaretidir. Obez çocuk ve gençler için tehdit unsuru daha pek çok sağlık riski var. Onlar; koroner kalp hastalıkları, beyin damar hastalıkları ve hipertansiyon gibi orta ve ileri yaş sağlık sorunlarına da çok erken yaşlarda yakalanma riski taşıyorlar. Osteoartirit tipi yaşlılığa özel eklem problemleri onlarda çocukluk veya gençlik dönemi hastalıkları haline geliyor.

Bazı kanserlere yakalanma şanssızlığı da ne yazık ki onlarda daha fazla. Ve bütün bunlardan başka ilerideki yaşamlarının önemli bir kısmında fazla kilolarını vermekle uğraşıp duruyorlar. Ayrıca belirttiğimiz bu sağlık sorunları ile boğuşup duracakları da oldukça yüksek bir olasılık. Kısacası kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu çocuklar ve gençleri çok sık hastalandırıyor ve daha hızlı yaşlandırıyor. Hayat kalitelerini azaltıyor. Ya ruhsal-psikolojik etkilerine ne demeli? Fazla kilolu ve şişman bir çocuğun arkadaşlarından daha çekingen ve sessiz olduğunu, yalnız kalmaya çalıştığını, arkadaşlarından uzaklaşıp koptuğunu, sadece arkadaşları ile değil ailesi ile de ilişkilerini sınırladığını, odasına kapanıp saatlerce televizyon ve bilgisayar oyunlarıyla oyalandığını, ailevi ve sosyal aktivitelerden sürekli kaçtığını hepimiz biliyoruz. Arkadaşları tarafından daha zor kabul edildikleri, öğretmenleri ve aileleri ile daha sık çatışma içinde olma eğiliminde oldukları, okul başarılarının daha düşük kaldığı, ikili ilişkilerde çekingen davrandıkları bilinen şeyler.

Çocuğunuz obez mi? Bu ipuçlarına dikkat edin!Çocuklar ve gençlerin obezite riski altında olup olmadıklarını anlamanıza yardımcı olacak bazı ipuçlarından yararlanabilirsiniz:

Ailenizde obezite öyküsünün bulunması önemlidir: Anne ve babası fazla kilolu, obez olan çocuklarda kilo alma eğilimi daha fazladır. Bu sadece genetik etkilerden kaynaklanmaz. Fazla kilolu aileler genellikle enerji içeriği fazla besinler tüketen ve/veya fiziksel aktiviteleri az olan ailelerdir.

Obezite ile ilişkili bazı sağlık sorunlarından birinin (kalp-damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon ve Tip 2 şeker hastalığı) belirlenmesi veya bu hastalıkların daha önce aileden birkaç kişide birden belirlenmiş olması dikkati çekmelidir.

Sizde ve eşinizde hareketsiz bir yaşam tarzının zaten mevcut olması: Egzersiz alışkanlığı ve fiziksel aktivite sevgisi olmayan bir anne-baba iseniz çocuğunuz da size benzeyecektir.

Hareketsiz bir yaşantı ve fiziksel aktivitede azalma eğiliminin ortaya çıkması son zamanlardaki kilo artışından kaynaklanabilir.

Çocuk ve gençlerin rutin sağlık kontrollerinde obezite ile ilişkili bazı sağlık sorunlarına ait işaretlerin belirlenmesi de çok önemlidir:

Kalp-damar sistemi ile ilişkili risk faktörlerinin belirlenmesi: Obez olan çocuklarda normal kilolu çocuklara göre daha çok kan basıncı yüksekliği, kolesterol ve trigliserit fazlalığı görülür.

Tip 2 şeker hastalığının saptanması: Bu hastalık bazen kan şekerinin artışı, bazen de sadece glikoz toleransı bozukluğu ve insülin seviyelerinin normalden daha yüksek olması (hiperinsülinemi ve insülin direnci) ile birliktedir.

Ortopedik problemlerin gözlenmesi: Fazla kilonun yarattığı baskı ve ağırlığın çocukların eklemlerinde oluşturduğu sorunlardır.

Cilt rahatsızlıklarının tesbit edilmesi: İsilik, intertrigo (kıvrım yerlerinde pişikler) monilialdermatitis (mantar enfeksiyonları) gibi sorunlar obeziteden kaynaklanabilir.

Psikolojik sorunların artması: Kendine güvensizlik, kendini beğenmeme, depresif eğilimler, akranlarından ve arkadaşlarından uzaklaşma, yalnız kalma isteğinde yoğunlaşma dikkati çekmelidir.

OBEZİTEDEN KAYNAKLANAN SORUNLAR

Çocukluk ve ergenlikte fazla kilolu ya da obez olmanın sağlığa pek çok olumsuz etkisi vardır.

Şeker hastalığı (Erişkin tipi diyabet/Tip 2 şeker hastalığı): Son zamanlarda, Tip 2 şeker hastalığı, çocuklarda ve ergenlik çağındaki gençlerde belirgin bir artış göstermektedir. Aynı yaş gruplarında obezitenin de artması bu yükselişin en önemli etkenidir. Obez çocukların obez olmayanlara göre, daha yüksek açlık insülin seviyesine sahip oldukları, glikoz tolerans bozukluğuna daha çok yakalandıkları belirlenmiştir. Bu bulgular fazla kilolu gençler ve çocuklarda Tip 2 şeker hastalığı riskinin zaten var olduğunu gösterir. Obez çocuk sayısının artması ile birlikte orta yaş diyabetine yakalanan çocuk sayısı da hızla artmakta, yakalanma yaşı ise küçülmektedir. Son 10 yılda gençler ve çocuklarda erişkin-ileri yaş şeker hastalığı üç misli daha sıklaşmıştır.

Yüksek tansiyon: 5-18 yaş arası obez gençler ve çocuklarda obez olmayanlara göre 9 kat daha fazla hipertansiyon saptanmaktadır. Ayrıca, obez gençlerde obez olmayanlara göre 2.5 kat daha fazla yüksek diyastolik kan basıncı, 4.5 kat daha fazla yüksek sistolik kan basıncının olduğu belirtilmiştir.

Ortopedik komplikasyonlar: Gelişme çağında olan çocukların, kemikleri ve kıkırdakları eklenen fazla kiloları taşımaya müsait değildir. Bu nedenle obeziteye bağlı çeşitli ortopedik rahatsızlıklar sık görülmektedir. Gelişmekte olan kalça kemiklerinde, fazla kilo ağrıya sebep olabilir. Eklemde yapısal bozukluğa yol açarak (osteoartirit) hareket kabiliyetinizi kısıtlayabilir.

Ruhsal sorunlar: Fazla kilolu çocuklar sadece toplu değil, normal çocuklardan daha uzun boyları ile arkadaşları arasında sık şaka yapılan ve dalga geçilen, iri çocuklardır. Bu çocuklar başkalarının kendileri hakkındaki olumsuz konuşmalarından rahatsızlık duyarlar. Aslında toplum içinde de durum aynıdır. Örneğin, hareketsiz, tembel ve beceriksiz biri gibi değerlendirilirler.

Uyku sırasında nefes alamama: Uyku sırasında nefes almanın bir süreliğine durması obez çocukların yaklaşık % 7’sinde görülmektedir. Bu sorun sabah yorgunlukları, öğrenme ve odaklanma güçlükleri ile birliktedir.

Solunum sorunları: Fazla kilolu veya obez çocuk ve gençlerde solunum kapasitesi kilo artışının düzeyi oranında azalmaktadır. Onlarda astım hastalığının da sık görülebildiği belirtilmektedir.

Cilt sorunları: Tekrarlayan pişikler, kıvrım yerlerinde oluşan mantar enfeksiyonları, sivilceler ve bazen de tüylenmede artış kilo fazlalığı ve obezite ile ilişkili sorunlardır.

Yeme davranışı bozuklukları: Saldırgan yemek yeme eğilimleri, ölçüsüz miktarlarda gıda tüketmek, açlık ile ilişkisiz düzeyde beslenme eğilimleri, zaman veya uygunluğu tanımayan yeme isteği fazla kilolu ve şişman çocuklarda görülebilen olumsuz davranışlardır.

OBEZİTEDE DEĞİŞEBİLECEK FAKTÖRLER

Fiziksel aktivitenin azlığı ya da yeterli egzersiz alışkanlığının yokluğu

Uzun süre televizyon izlemek ya da bilgisayar oyunları oynamak.

Bazı sosyo ekonomik durumlar, düşük düzeyde ekonomik gelir.

Aç değilken, televizyon izlerken, okurken hep bir şeyler yeme eğilimi.

Yüksek kalorili gıdaların ve atıştırma reklamlarının yoğunluğu çocukları fazla kontrolsüz besin tüketmeye yöneltebilir.

Değişmeyen faktörGenetik etkenler: Obezitenin en büyük sebebi; fazla kilolu anne veya babaya sahip olmaktır. Doğumda ve çocuklukta fazla kilolu olmak da önemli bir faktördür.

7 günlük örnek menü

ÇARŞAMBA

Kahvaltı1 ince dilim beyaz peynir

1 dilim tam buğdaylı ekmek

Domates, salatalık

Meyveli yoğurt (1/2 kase)

Ara öğünPatlamış mısır (yağsız) veya 3-4 adet yulaflı bisküvi

ÖğleHindi veya tavuk göğsüyle yapılmış sandviç

1 adet domates

1 su bardağı meyve suyu

Ara öğün1 su bardağı süt ve 3-4 adet yulaflı bisküvi

AkşamFırında patates (tatlı patates, soğan, sosis, kuru fasulye, peynir, az yağlı krema)

Ara öğün1 su bardağı süt

YARIN Perşembe ve cuma menüsü

OBEZİTE İLE İLİŞKİLİ SAĞLIK SORUNLARI

Tip 2 şeker hastalığı veya glikoz toleransı bozukluğu

Hızlanmış damarsal yaşlanma, kalp ve beyin damarlarında sorunlar, kalp krizi veya inme

Yüksek kan basıncı

Kolesterol ve trigliserit artışı

Astım ve diğer solunum sorunları

Ortopedik problemler

Sleep apnea (uykuda solunumun durması)

Yeme bozuklukları, aşırı ve saldırgan besin tüketimi eğilimi

Depresyon veya anksiyete sorunları

Zenginler daha sağlıklı

ABD’nin önde gelen düşünce üreten (Think Tank) Rand Araştırma Kurumu adına araştırma yapan ekonomist James Smith, Amerika’nın Sesi Radyosu’nun sorularını yanıtlarken tüm yaş gruplarında sağlıklı olanların, olmayanlardan yüzde 74 daha varlıklı olduklarını söyledi. Smith, birçok hastalığın önlenebildiği günümüzde sağlığı bozucu en büyük etkenin stres olduğunu hatırlattı. Yaptığı araştırmanın ekonomik durumun insan sağlığını doğrudan etkilediğini gösterdiğini anlatan Smith, şöyle dedi:

‘‘Bir toplumdaki önemli stres unsurlarından biri gelir dağılımındaki eşitsizliktir. Gelir düzeyleri en düşük olanlar, gelirleri veya eğitimleri düşük olduğu için psikososyal stresin etkisini daha çok hissediyorlar. Gelir dağılımı daha dengeli olan ülkelerin insanları da daha sağlıklı oluyor. Norveç ve İsveç’te ortalama ömür, ABD gibi gelir dağılımı dengesizliği olan ülkelere oranla çok yüksek. Orta ABD ve komünizmin çökmesinden sonra Doğu Avrupa’da ekonomik farklılıkların belirginleşmesiyle varlıklılar ile yoksullar arasındaki ölüm oranları da farklılaştı.’’

ABD’li uzman, araştırmasının aynı zamanda ekonomik koşulların özellikle hayatın başlangıcında, hatta doğum öncesi dönemde daha da etkili olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı. Tıbbi araştırmaların hamile kadınların içinde bulundukları ekonomik ve psikolojik ortamın doğacak bebeği yıllar sonra bile etkilediğini gösterdiğini kaydeden Smith, şöyle devam etti:

‘‘Eğer ana rahmindeki bebek çeşitli sorunlardan dolayı anneden yeterli gıda alamıyorsa, kendisine ulaşan gıdayı olduğu gibi beyni yöneltiyor. Çünkü gelişim aşamasında öncelik beyindedir. Bu durumda beyin elde ettiği gıda oranında beslenebiliyor. Ancak aralarında hayati öneme sahip kalbin de bulunduğu diğer organlar tam gelişemiyor. Bunun sonucu olarak, hamilelik sırasındaki ekonomik sorunlar, doğan çocuğun ileride kalp hastası olmasına yol açabiliyor. Genç ailelerin yaşam düzeylerini yükseltme ömürboyu sağlık açısından büyük öneme sahip.’’

Genç ‘yaşlılar’ çoğalıyor

Günümüzde ise bir çığ gibi büyüyen şişmanlık sorunu nedeniyle çocuklar, gençler ve orta yaşlılar, bu hastalığın tehdidi altında.

TİP 2 Diyabet hastalığı, son 5 yılda 20-40 yaş grubunda neredeyse yüzde 70’e varan bir artış gösterdi. Kan şekerini düzenleyen ensülin hormonu kullanımının bozulması ile oluşan orta yaş diyabetinin çocuk ve gençler arasında hızla yayılmasının sebebi ‘‘kilo fazlalığı ve şişmanlık hastalığı’’na yakalanan çocuk ve gençlerin çoğalmasıdır. Şişmanlık hastalığı, önce çocuk ve genç şişmanlığında hızlı bir artışa, sonra da bir Tip 2 Diyabet salgınına dönüşüyor. Son birkaç yılda 10 yaşındaki çocuklarda bile bu ileri yaş hastalığının belirtileri saptanmıştır. Bu toplum sağlığını tehdit eden çok önemli bir tehlikedir.

ÇOCUK VE GENÇ OBEZİTESİBir orta ve ileri yaş hastalığı olan ensüline bağımlı olmayan Tip 2 şeker hastalığının çocuk ve gençler arasında hızla artması endişe vericidir. Ne yazık ki hastalık çocuklarda daha hızlı ve ağır seyretmektedir. Tip 2 şeker hastalığına yakalanan şişman çocuk ve gençlerde kalp ve beyin gibi komplikasyonlar çok erken oluşmakta ve daha çok ölüme yol açmaktadır. Çocuk ve gençlerdeki Tip 2 diyabette, kalp krizi 14, beyin krizi riski 30 kez daha yüksektir.

Çocuk ve genç şişmanların sayısı arttıkça tip 2 diyabete yakalananların sayısı da artacaktır. Sorun sadece tip 2 diyabetle sınırlı da değildir. Diyabete kan basıncı yüksekliği (hipertansiyon), HDL (yararlı) kolesterolde azalma, trigliseritte, ürik asitte yükselme, hızlı ilerleyen bir Ateroskleropati (damar sertliği), yani ‘‘Metabolik Sendrom’’ da eşlik etmektedir. Şişmanlık, bu çocuk ve gençlerde mevcut olan genetik eğilimi hastalığa dönüştürmekte, yani metabolik sendromun tetiğini çekmektedir. Kilo fazlalığı ve fiziksel aktivite eksikliği sonucu ensülin hormonunun kullanılması bozulmakta, kanda fazla miktarda ensülin birikmektedir.

Eskiden ensüline bağımlı olmayan diyabet olarak adlandırılan erişkin tipi diyabetin bu yeni yüzü bazı bilgilerimizin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor: Orta ve ileri yaşlarda oluşan Tip 2 şeker hastalığında kan şekeri, egzersiz, dikkatli bir diyet programı ve ağızdan kullanılan ilaçlarla kolayca ayarlanabilir. Çocuklar ve gençlerin Tip 2 diyabetinde ise çoğu kez ensülin ile tedavi zorunlu olmaktadır. Çocuklar ve gençler, kilo fazlalığı ve şişmanlık nedeniyle erişkin tipi diyabete yakalandıklarında, kalp krizi ve inme geçirme riskleri hızlanmaktadır. Kısacası şişmanlık hastalığı çocuklarınızı yaşlanınca karşılaşmaları gereken bazı sorunlarla daha yirmili yaşlara gelmeden boğuşmak zorunda bırakmaktadır. Çocuk veya genç, ama metabolik ve biyolojik yönden orta yaşlarda olan (!) bu hastaların 20-30 yaşında kalp ve damar hastalıkları ile karşı karşıya kalmaları ürkütücüdür.

EĞİTİMİ DESTEKLEYİNEğer çocuklarınızın bir orta yaş hastalığı olan tip 2 şeker hastalığına yakalanmasını istemiyorsanız yapacağınız iki şey var: Onları akıllı bir beslenme ve daha fazla egzersize yöneltmek!.. Şeker hastalığı bakımından risk taşıyan aileler, çocuk şişmanlığı ile mücadelede daha dikkatli olmalılar. Çocukları aktif bir yaşama yöneltmek, kalori tüketimlerini onları üzmeden izleyip azaltmak ilk adımlardır. Doğru beslenme alışkanlıkları edinmelerinde, sağlıklı kilolarını korumalarını garanti altına alacak yaşam tarzı değişiklikleri oluşturmalarında onlara yardımcı olmak korunmanın başlıca anahtarları gibidir. Şişman çocuklar zayıflatılmalıdır. Kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu olan çocukların sadece 3-5 kilo vermeleri bile onlara çok büyük avantajlar sağlayabilir. Toplumumuzu fazla kilolu ve şişman çocuk sorunu konusunda daha fazla bilgilendirmek, obezite salgınının sadece kozmetik bir problem olmaktan çoktan çıktığını sık sık vurgulamak gerekiyor.

Anne babalar, öğretmenler, eğitim danışmanları ve aile büyükleri, çocukların daha aktif olmalarını destekleyici bilgilerle donatılmalıdır. Çocuklarımızı doğru ve dengeli beslenme alışkanlıklarını geliştirecek bir eğitim planlamasının hemen yapılması gerekmektedir. Daha ilköğretim aşamasında beslenme eğitimleri verilmeli, öğretici ve eğlendirici dersler oluşturulmalıdır.

AŞIRI ŞEKER TÜKETİMİ DİYABET NEDENİ Mİ

Aşırı şeker tüketimi, mutlaka Diyabete (şeker hastalığına) neden olmaz. Ancak yüksek yağlı ve bol kalorili bir beslenme biçimi Şişmanlık Hastalığı’nı ortaya çıkararak, Tip 2 Diyabet oluşumu için bir risk faktörü olabilir.

Obezite salgınının artışına bağlı olarak şeker hastalığı, hem yetişkinler hem de çocuklar ve gençler arasında çok yaygın bir problem haline geldi. Bu nedenle erken yaşlardan itibaren çocuklarınızda yaşam boyu sürecek sağlıklı beslenme alışkanlıkları oluşturmalısınız. Obezite ve temel risk faktörleri olan şeker hastalığı ile metabolik sendromun genç beyinlerde ortaya çıkması halinde; onların ileride hasta, güçsüz ve yardım bekleyen yaşlılar olacağını unutmamalısınız.

Şişman çocukları bekleyen sorunlar

Çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıkan kilo fazlalığı ve şişmanlık, sadece şeker hastalığına sebep olmaz.

Sağlıklı çocuklarınızın hipertansiyonlu, osteoartiritli (eklem romatizması) ve aterosklerozlu (damar sertliği) ‘‘yaşlı’’ çocuklara dönüşmesini istemiyorsanız;

Şişmanlık ile ilişkisi çok iyi bilinen bazı kanserlerle daha çocukken karşılaşmalarını arzulamıyorsanız;

Uyku sorunlarının, horlamalarının, nefes tıkanmalarının sizi de onları da üzeceğini düşünüyorsanız;

Fazla kilolu ve şişman görünümlerinin psikolojileri üzerine olumsuz etkiler yapacağını, arkadaş edinmelerinde, okul kazanmalarında, öğrenim başarılarında, iş hayatına kabullerinde ve hatta evlenmelerinde sorunlar yaratabileceğini fark ediyorsanız;

Kısacası kilo fazlalığı ve şişmanlığın onları erken yaşlandıracağını biliyorsanız, çocuklarınızın kilosunu dikkatle izlemenizde yarar var.

Hekimler şişmanlığa karşı örgütlendi

Giderek daha yaygın bir sağlık sorunu olmaya başlayan ‘‘obezite’’yle (şişmanlık) mücadele etmek, hekimleri eğitmek, obez’lerin yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla endokrinoji ve metabolizma hastalıkları uzmanı 28 hekim, Prof. Dr. Üstün Korugan başkanlığında Obezite Çalışma Grubu kurdu.

Şişmanlığın bir estetik sorun değil, hastalık olduğu gerçeğinden yola çıkan uzmanlar grubu, çeşitli illerde düzenlenen toplantılarla hekimleri ve diyetisyenleri eğitiyor. Bugüne dek 1500 kadar hekim eğitimden geçti. Grup 5 bin hekime ulaşmayı hedefliyor.

Obezite Çalışma Grubu, önceki akşam da Ceylan Continental Otel’de yaklaşık 400 hekimin katıldığı toplantı yaptı. Obezitenin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirten Prof. Dr. Üstün Korugan, ‘‘Şişmanlık üzerinden para kazanılacak şey değil. Hekimlerin, tüberküloz, tifo, kalp-damar hastalıklarını tedavi eder gibi, obeziteyi de tedavi etmesini öğrenmesi gerekiyor. Maalesef konuyla ilgili eğitimin eksik olduğuna inanıyoruz’’ dedi. Toplumun sadece üçte birinin şişmanlık sorunu bulunmadığını belirten Prof. Dr. Korugan, ‘‘Toplumun üçte ikisinde az veya çok şişmanlık sorunu var. Hatta metabolik olarak şişman, ancak normal ağırlıkta insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok’’ dedi. Obezitenin tedavisinin multidisipliner olduğunu savunan Prof. Dr. Korugan, bunun için endokrinoloji ve metobalizma, beslenme uzmanları, psikiyatrist, egzersiz uzmanlarının birarada çalışması gerektiğini söyledi. Şişmanların ancak yüzde 25’ini zayıflatabildiklerini anlatan Prof. Dr. Korugan, ‘‘Tedavide büyük güçlüklerle karşı karşıyayız. Zayıflatıyoruz ama sosyal yaşantılarını ve eski alışkanlarını değiştirmedikçe hastalar kısa zamanda tekrar kilo alıyorlar’’ dedi.

Obezite, dünyada bir numaralı ölüm nedeni
Obezite, dünyada ilk sıradaki ölüm nedenlerinden birisi haline gelmeye başladı. Dünyadaki her dört kişiden birinin aşırı kilolu olduğu ortaya çıktı. ULUSLARARASI Obezite ile Mücadele Kuruluşu (IOTF), küreselleşmeyle birlikte aşırı şişmanlığın da doktorların her yerde karşısına çıkan bir sorun haline gelmeye başladığını belirtti.

IOTF, dünyada 1.7 milyar insanın kilo vermesi gerektiğini açıkladı. Fazla kilolu insanların 312 milyonunun obez olduğuna dikkat çeken kuruluş, bu kişilerin normal kilolarından en az 15 kilogram fazlası bulunduğunu belirtti.

IOTF, küresel ölümlerin üçte birinin de aşırı kilo, egzersiz yapmama ve sigaraya bağlı olduğunu belirterek, obezitenin varlıklı Batı toplumları arasında yaygın olmasının da kaygı verici olduğunu vurguladı. İzlanda’dan Filipinler’e artık aç insandan çok şişman insan olduğu belirtilerek, çocukluklarından beri şişman olanların 5 ila 10 yıl erken yaşama veda edebileceklerine dikkat çekildi.

Şişmanlık çocukları tehdit ediyor
Son 20-30 yılda obezite hızla yayılan hastalıklardan biri haline geldi. 10-15 yıldır sadece yetişkinler değil, çocuk ve gençler için de önemli bir tehdit oluşturmaya başladı.

Obezitenin oluşumunda genetik faktörlerin belirli bir ölçüde etkin olduğu doğru. Çocuk obezitesinde ise; yanlış beslenme biçimi ve hareketsizlik daha önemli etkenler. ‘Batı tipi beslenme’ olarak ifade ettiğimiz besleyici değeri çok düşük, kalori ve enerji zengini, kana şimşek hızıyla ve neredeyse tümüyle karışan yağ ve karbonhidratlarla dolu bir besin seçimi en önemli yanlış. Fast-food kültüründeki bu kontrolsüz yayılma yanında hareketsiz ve tembel bir yaşam tarzı çocukluk ve gençlik dönemi şişmanlığının diğer önemli sebebi. Çocuğunuzun sağlıklı ve formda bir yetişkin olmasını istiyorsanız yanlış beslenme alışkanlıklarını ve hareketsiz yaşam tarzını değiştirmek zorundasınız.

ÇOCUK OBEZİTESİNİN SEBEPLERİ

Genetik faktörler, sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite azlığı dışında pek çok hormonal hastalık çocuk obezitesinde etken olabilir. Bu nedenle kilo fazlalığı ve şişmanlık sorunu olan çocuklarda obezitenin sebepleri dikkatle araştırılmalıdır. Genellikle fazla kilolu anne-babanın çocukları da şişmanlığa daha çok eğilimlidir. Şişman anne-babanın çocuklarında kilo fazlalığı olasılığı yüzde 80 civarındadır. Çocuk obezitesinin diğer nedenleri topluca aşağıda sıralanmıştır. Çocuğunuz için böyle bir tehdit bulunduğunu düşünüyorsanız, bu nedenleri dikkatle gözden geçirmenizde fayda var.

Sağlıksız yeme alışkanlıkları

Aşırı yiyecek tüketimi veya atıştırmalar

Yetersiz fiziksel aktivite düzeyi

Hormonal ve nörolojik hastalıklar: Tiroid bezi tembelliği, böbrek üstü bezlerinin aşırı aktivitesi…

Kortizon dahil bazı ilaçlar

Stresli bir yaşam tarzı veya aile yaşamında ortaya çıkan ani değişimler: Anne-babanın boşanması, aile bireylerinden birinin kaybı, okulda meydana gelen problemler…

Kişisel güvenin yetersiz hale gelmesi

Depresyon ve diğer bazı psikolojik sorunlar

SORUNU CİDDİYE ALIN

Fazla kilolu gençlerin yüzde 80’i geleceğin şişman yetişkinleridir. Şişman bir çocuğun, yetişkinlikte pek çok dejeneratif hastalıkla baş başa kalacağından kuşku duymamalısınız. 50’li yaşlardan sonra ortaya çıkan ve bu nedenle de ‘yetişkin tipi diyabet’ olarak tanımlanan diyabet sorununun obez çocuklarda 15-16 yaşlarında bile ortaya çıkabileceği bilinmektedir.

Ancak çocuk obezitesine sadece diyabet tehlikesi nedeniyle dikkati çekerseniz yetersiz kalırsınız. Obez çocukları bekleyen pek çok bedensel ve ruhsal problem vardır. Fazla kilolu ve şişman bir çocuğun daha sessiz ya da asi olduğunu, yalnız kalmaya çalıştığını, arkadaşlarından koptuğunu, sizinle ilişkilerini sınırladığını, odasına kapanıp saatlerce televizyon ve bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirdiğini ya da ders çalıştığını, sosyal aktivitelerden kaçıp kendi ile olan barışıklığını bozduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz.

NASIL YARDIM EDECEKSİNİZ?

Öncelikle ona karşı kabul edici, sevgi dolu ve destekleyici bir tutum içinde olmalısınız. Çocuklar anne ve babalarından destek aldıklarını hissederlerse psikolojik sorunları azalır, kendilerine güvenleri artar. Kilo verme yönündeki yaşam tarzı değişikliklerine daha kolay uyum sağlarlar. Çocuğunuzla uygun bir ortam ve zamanda kilo sorunu hakkında konuşmakla işe başlayabilirsiniz. Sert, hiddetli ve ani çıkışlardan, azarlamadan ve lakap takma gibi olumsuz davranışlardan kesinlikle uzak durun. Öncelikle sorunun önemini, niçin mutlaka çözülmesi gerektiğini ve bunun nasıl yapılacağını çocuğunuza anlatmalı ve anlattıklarınızı ilk olarak kendiniz uygulamaya başlamalısınız. Çocuğunuzun uzman bir hekim tarafından tıbbi muayeneden geçirilmesi, şişmanlığının nedenlerinin belirlenmesi için zorunludur. Sadece doktorunuzun önerileri doğrultusunda davranmaya, bir diyet uzmanından danışmanlık almaya, gerektiğinde psikolojik desteklerden faydalanmaya çalışmalısınız. Şarlatan çözümlere, mucize reçetelere asla itibar etmemelisiniz.

Önleyici yöntemleri biliyor musunuz?

Bir beslenme-diyet uzmanından yardım alın.

Birlikte yemek yapmaya çalışın.

Her zaman yemekleri masaya oturarak ve beraber yemeye çalışın.

Yemeği hızla yiyip bitirmekten kaçının.

Yemek sırasında televizyon izlemeyin, çocuğunuza da izin vermeyin.

Yağ ve şeker içeriği yüksek besinleri evinizde bulundurmayın.

Sebze ve yoğurt seçimlerinden ara öğünlerde de yararlanmasını sağlayın.

Yemek porsiyonlarınızı küçültün.

Tabağındaki yemeği mutlaka bitirmesi için çocuğunuza ısrar etmeyin

Fast-food besinleri azaltın.

Besinleri ceza veya ödül olarak kullanmayın.

Bütün aile fertlerinin katılabileceği fiziksel aktiviteler ve egzersizler düzenleyin, birlikte futbol, voleybol gibi oyunlar oynayın.

Ev işlerinde size yardımcı olmasını sağlayın. Birlikte bahçenizi, evinizi, odasını temizleyin. Otomobil yıkayın, köpeğinizi dolaştırın.

Televizyon ve bilgisayar başında geçirdiği saatleri azaltın, bir spor kulübüne kayıt ettirebilirsiniz.

Okulda da sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasını sağlayın. Bu konuda okul rehberlik servislerinden yardım alın.

Özellikle genç kızlarda yaygın olarak görülen şişmanlık hissi ve ardından gelen yememe takıntısı gibi durumlara dikkat edin

Doktorunuz önermeden kesinlikle herhangi bir zayıflama ilacı, bitkisel ürün kullanmasına izin vermeyin.

Bazı gençlerde sigara içmek, kilo kaybı amacıyla bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu gibi durumlarda dikkatli olun ve bir uzmandan yardım isteyin.

Çocuğunuzda bir kilo problemi varsa her şeyden önce bir uzman hekime ve diyetisyene danışın.

Çocuklar atıştırmayı severler. Onları sık sık ve az az yemeye teşvik edin. Atıştırmalarda düşük kalorili ve sağlıklı atıştırmalara yöneltin. Kurabiye yerine elma, bisküvi yerine sebze çubukları, tuzlu ve yağlı cipsler yerine doğal kabuklu tohumları tercih etmesini sağlayın.

BİLGİLENDİRİN

Çocuklarınızı sağlıklı yeme alışkanlıklarını geliştirme, obezitenin yol açtığı sağlık sorunları ve fiziksel görünüm hakkında bilgilendirin ki; aynı duyguları paylaştığınızı ve ileriye dönük önlemler alıyor olduğunuzu anlasın.

BEDEN KİTLE İNDEKSİNE GÖRE ÇOCUĞUNUZUN KİLO DURUMU

Çocuğunuzun fazla kilolu, şişman veya normal kiloda mı olduğunu merak ediyorsanız aşağıdaki tablodan yararlanabilirsiniz. Aşağıdaki tabloda belirtilen değerler kız ve erkek çocukları için obezite (şişmanlık) işareti olan değerlerdir. Hesapladığınız BKI değeri bu değerin 5 puan altında kalan bir alan içindeyse çocuğunuzu, şişman değil fazla kilolu olarak değerlendirmelisiniz.
YAŞ

2 yaş

5 yaş

10 yaş

15 yaş

18 yaş

Erkek çocuk (BKI >

20,1

19,3

24

28,3

30

Kız çocuk (BKI>

19,8

19,2

24,1

29,1

30

BEDEN KİTLE İNDEKSİNİ NASIL HESAPLAYACAKSINIZ?
BKİ=
Ağırlık (kg)
Boy (m) X Boy (m)
Örnek: 80 kg ağırlığında, boyu 1,68 olan bir kişinin Beden Kitle İndeksi

BKİ= 80: 1.68 X 1.68 = 28.3

. Çocuklarda obezite nedenleri hakkinda aciklamalar Çocuklarda obezite nedenleri konusunda bilgiler

Kaynak: http://www.kadinlaricin.net/cocuk/cocuklarda-obezite.htm

written by admin \\ tags: , , , , , , , ,


Yorum yaz